Çarşamba, Ağustos 27, 2008

Eee, anlat bakalim. (?)

En sevmediğim sorudur bu. Soru bile değil aslında. Bir emir cümlesi. Muhabbetin tıkandığı yerde karşı taraftan yöneltilen bir saldırıdır kanımca. Ne anlatayım ki ben şimdi? Hiç sevmem, yüzümde bir ekşime belirir kulaklarım bunu işitince. Ama sonra muziplik yapma isteğiyle doldurur içimi. Saçmalamak isterim.

Bunu sen istedin.

Bugün çok sıradan bir gündü. Kahvaltı bile edemedim; uyanamamışım önce. Doğrusu uyandım da, tatlı tatlı yatakta vakit geçirdim bir süre. Sonuç olarak geç kalktım biraz. Bir yandan yetişmeye çalışıyorum. Aç karna dünyayı kurtardım sabah. Kahvaltı da etmemiş olmamın etkisiyle öğle yemeği vaktine doğru karnım iyice acıktı. Dakikalar saat olmuş sanki, bir türlü geçmek bilmiyor. Zaten canım sıkkındı, daha da sıkıldı. Yapacak birşey olmadığından dünyayı yine kaosa sürükledim yemekten önce. Eğlendim öyle bir süreliğine. Nasılsa öğleden sonra yine kurtarırdım. Kahramandım, hatta süper kahramandım ne de olsa.

Niye öyle bakıyorsun ki yüzüme? Sen sordun, ben de anlatıyorum işte.

Hiç yorum yok: