Çarşamba, Mayıs 02, 2007

Ben boyleyim

bulurum sandım
çok yakındaydı sanki
ben ise yeteri kadar bulunamadım
yine kaçırdın gözlerini
aralayamadım sır perdesini

oysa ki ayak seslerini duyuyorum
nefesin serin bir rüzgâr gibi
okşuyor sanki bedenimi

anahtar yine yok yanımda
açamıyorum bâb-ı âli'yi
kapının altından uzatsaydın tokanı belki
belki o zaman kavuşabilirdik

yine ayak sesleri
uzaklaşıyor sanki
gitgide azalıyor ses
ve işte bitti

Paylastikca artan tat

Elimde bir kalem. Zıngır zıngır. Bulunmak istemediğim bir yerde, zamanda ve ortamdayım. Herşey anlamsız benim için. Yuvarlanıp gitmek bu olsa gerek. Çevremdekiler anlamlı gibi görünüyor. Saydam bir boşluk sanki. Bir paravan gibi. Herkes orada görünüyor ama kimse yok pekâlâ. Paylaştıkça artan tat ise çok uzaklarda. Keskin ve dikkatli gözlerle onu arıyorum etrafımda. Ancak dediğim gibi; yanlış zaman, yanlış mekân.