Herhangibir şeyden bahsederken; bir düşünce olur, bir konu hakkında yorum olur, albüm kritiği olur, film eleştirisi olur... Tek kelimeyle özetleme meraklıları vardır hani. "Tek kelimeyle harikulâde!" Yok ya? Ne kadar da güzel özetledin herşeyi. Bir de afili bir kelime seçmişsin, uzuncasından. Anlatımın kuvvetlendi, entellektüel de oldun gözümde, sırtın yere gelmez artık. Ne bu şimdi? Sen kimsin? Seçtiğin o tek kelimeyi neye göre belirliyorsun? Ben de bir film eleştireyim öyleyse.
Tek kelimeyle mükemmel!
İki kelimeyle mükemmel iğrençlikte.
Bir cümleyle özetlemek gerekirse:
"Mükemmel iğrençlikte şiddet sahnelerine sahip olmasına rağmen; özgün senaryosu, adeta akıp giden replikleri, çekim tekniklerinde kullanılan yaratıcı öğeleri, görüntü yönetmenliğindeki sadeliği, seslendirmede ülke standardının çok üstünde kalitesi ile bu film, genç ve tecrübesiz yönetmenine rağmen uzun süre isminden söz ettirecek gibi görünüyor".
Olmuş mu? Bence fena olmadı. İki kelimeyle fena olmadı.
Anlatılan şeye koyulan sınırlardan nefret ediyorum. Evet, gıcık ediyor beni o sınırlar. Kompozisyon yazmanı isterler, sonra da 350 kelimeyi geçmesin derler. Zaten konuyu falan herşeyi sen belirliyorsun, utanmadan üstüne kelime sınırı koyuyorsun. Ben yazmayayım o zaman, buyur sen yaz. Ben 350 kelimeye sığdıramıyorum belki senin istediğin konudaki düşüncelerimi.
Alt sınır da var tabii bunda. En az da 150 kelime olmalı. Gıcıklık değil mi, ona da karşıyım ben işte. O kadar alakasız bir konu vermişsin ki; o konu hakkında fikirlerim oldukça sığ, bilgisizim ben belki. 137 kelimede kalabiliyorum ancak. N'olacak şimdi? Cümleleri uzatıp aralara bağlaçlar mı ekleyeceğim yani? Hem oturup sayacak mısın sen kaç kelime yazmışım diye? 351 kelime yazsam anlayacak mısın?
Cuma, Mart 16, 2007
Cuma, Mart 09, 2007
when the tigers broke free (telefon)
Tüm zil sesleri açık.Telefonum oldukça ukala, kendini uzay gemisi falan sanıyor. Telefonuma ziller takıp "çıkı çıkı" yapmak istiyorum. Belki o zaman biraz daha samimi olur benimle. "Abi zilleri açtım, dikkat et derse falan girme bu şekilde, rezil olma..." der o zaman. Bana bu kadar resmi davranmasının nedeni onu arada sırada düşürmem olabilir. Ekranı çizik doldu. Pilinin de koruyucu tabakası bir miktar sıyrıldı. Ona bu şekilde davrandığım için kendini bana yakın hissedemiyor. Bazen bakıyorum, kendi kendine kapanmış. Bir telefon neden bu kadar ilgi bekler ki? Ya da ben niye ondan bir yakınlık bekliyorum?
Anlamadım gitti...
Cuma, Mart 02, 2007
Tozlu bir taslak
Haberin var mı? Manası yoktur. Yok mudur? Yok.
Fantastik. Gaflet. Dalalet. Herşey bir garip. Herkes garip. Herkes farklı. Bu normal ve doğal. Öyle olması lazım. Ama ortada buluşmak lazım.
Saçları rüzgarda dalgalanan kız. Saçları rüzgarla dalgalanan kız. Önemli olan saç veya saçın sahibi olan kız mı ki burada? Bence rüzgar önemli. Dalgayı yaratan o.
Fantastik. Gaflet. Dalalet. Herşey bir garip. Herkes garip. Herkes farklı. Bu normal ve doğal. Öyle olması lazım. Ama ortada buluşmak lazım.
Saçları rüzgarda dalgalanan kız. Saçları rüzgarla dalgalanan kız. Önemli olan saç veya saçın sahibi olan kız mı ki burada? Bence rüzgar önemli. Dalgayı yaratan o.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
