Cumartesi, Ocak 20, 2007

Ne guzel

Hâlen meşgul! Yanlışlıkla elimi çizdim. Flaşlar patlayıp duruyor deminden beri. Çok oynak ritimler geliyor hoparlörden. Haftaiçi sessiz olan ve kısık müzik çalan mekâna gümbürtüler/gürültüler hâkim. Telefon hâlâ meşgul. Votka bardağı kısa sürede yarılandı. Hayatıma mutsuzluk hâkim bu aralar. Okulda mutlu değilim. Tezim de beni her geçen gün artan bir şiddetle geriyor. Müthiş bir tembellik ve motivasyon eksikliği. Bildiriyi de yazmadım. Konu çok anlamsız geliyor. Mükemmelliyetçiliğim ve gerçekten birşeyler ortaya çıkarma isteğim ile savaşıyorum. Bu savaş beynimi kemiriyor. İstiklâl'de yürürken yüzüme düşen yağmur damlaları kafamı biraz dağıttı yine de.

Motivasyon eksikliği ve kararsızlık. Kararsızlığa karşı tek silahım düşünmeden verdiğim âni kararlar. "ânibirhareketle". Sonuçlarına katlanmak zorunda olduğum kararlar. Buradan kaçıp gitme seçeneği aklıma geliyor bazen. Bu aralar daha sıkça. Belki askere. Ya da yurtdışında dağın başında bir şantiyeye. Akademisyenlik eskisi kadar sempatik gelmiyor bana.
Bu düşünceleri tartarken; bırakırsam bu günleri ararmışım gibi geliyor. Gelen gideni aratır misâli. Ne de olsa çalışma koşulları rahat ve esnek. Sürekli düşünmek. Düşünmeyebilmeyi başarmayı / düşünmemeyi başarabilmeyi düşünmek de buna dâhil. Kendi kendimi yoruyorum sanırım. Şirince gezisi de yalan oldu.

Alkole düşüncelerimi bulanıklaştırmak için sarıldım galiba. Bazen berraklaştırsa da...

Yalnız kalmak hoşuma gidiyor. Özellikle yürümek. Yağmur altında. Müzik ve çimen/toprak kokusu eşliğinde. Disko müziğiyle gürültülü bir ortamda tek başına oturmak. İstediğim tam olarak bu değildi aslında. Bu günde, bu saatte daha iyisini bulamadım.

Boş, yeni bir sayfa. Dolu, yeni bir bardak eşliğinde. Öğrencilik hayatı bitince yazmayı bırakıyor insan. Kişisel olarak uğraşmıyorsa eğer. Düşündüm de, annem veya babam hiç yazı yazıyor mu acaba? Babam işyerinde reçete falan yazıyor tabii. Ama o kadar sanırım. Eskiden mektuplar yazılırdı. Hatırlıyorum; yeni yıl yaklaşırken UNICEF kartlarına yeni yıl tebriği yazarlardı. Akrabalara, tanıdıklara. Artık o da yok. Telefon veya SMS'le hallediliyor bu ufak ayrıntı. Her şey dijitize olma yolunda ilerliyor. Aklıma gelen onlarca benzer örneği sıralamaya gerek yok.

Amma gürültülüymüş burası. Kızların kahkaları ne gıcık geliyor kulağıma. Sıkıldım. Eve gitsem napacağımı bilmiyorum. Aslında biliyorum. Müzik açıp MSN'e gireceğim. Birkaç youtube videosu izleyip, e-maillere bakıp, üye olduğum forumlarda yeni mesaj var mı diye bakacağım. Biraz sıkılınca web sitelerinde gezer, o da kesmezse gitar çalarım. Uykusuzluktan bitâp hâle düştüğümde de yatarım. Ne güzel.

1 yorum:

The Dude dedi ki...

Dijitize..