Pazar, Ekim 08, 2006

Iste tam o sirada gercekten de takip edilmis oldugunu anladi.

Yaklaşık yarım saattir yürüyordu ve onbeş dakikadır da peşinde birinin olduğundan şüpheleniyordu. Bu şüphenin kaynağını bilmiyordu. Takip edilmesi için bir sebep yoktu çünkü. Hem arkasına şöyle bir baktığında da peşinde birisi varmış gibi görünmüyordu. Takip edildiğine kendisini öylesine inandırmıştı ki... Belki de en son izlediği filmden etkilenmişti. Bu aralar polisiye filmlere merak sarmıştı. Dedektiflik filmleri oldu olası hoşuna gidiyordu zaten. Belki de sadece bir paranoyadan ibaretti herşey. Kendi kendini korkutuyordu ortada hiçbir şey yokken. Oldukça gerilmişti. Hızlı hızlı nefes alıyor, adımlarını gittikçe hızlandırıyordu. Arada arkasına bakıp duruyordu. Daha da hızlandı. Bu tempolu yürüyüşle peşindekini atlatacağını düşünüyordu. Artık neredeyse koşuyordu. Adımları hızlandıkça, kendini daha güvende hissetmeye başladı. Arkasındaki adam onu kaybetmek üzereydi. Ana caddeden sapıp daha tenha olan sokaklara doğru devam etti. Artık kendinden emindi. İzini kaybettirmişti. Yeniden güvendeydi.

Kendi kendine gülüyordu içinden. Yolda sakin sakin yürürken birdenbire takip edilme senaryosu uydurmuştu. Buna kendini inandırmıştı ve o gerilimi gerçekten yaşamıştı. Cadde boyunca onbeş dakika hızlı tempoda yürümüştü. Kalbi küt küt atıyordu. Zavallı kalbi. En sonunda izini kaybettirdiğini düşünüp de köşeyi döndükten sonra soluklanmak için durdu. Ve ensesinde sıcak bir nefes hissetti.

İşte tam o sırada gerçekten de takip edilmiş olduğunu anladı.

Ne yapacağını bilemedi. Arkasını dönmeye cesaret edemiyordu. Etrafta kimsecikler yoktu. Kalbi daha hızlı atıyordu. Vücudu kaskatı kesildi. Etraf çok sessizdi. Ortama kalp atışı ve hızlı nefes alma sesleri hâkimdi. Sol omzunda bir acı hissetti ve o anda yere yığıldı.

1 yorum:

Tolga dedi ki...

Bu hikayeciğin nereden çıktığı hakkında en ufak bir fikrim yok. Kendimle ilgili birşeyler yazmak için sayfamı açtım ve yazmaya başladığımda ortaya çıkan şey buydu. Tamamen doğaç.